NOMOFOBİ

NOMOFOBİ

NOMOFOBİ

Nomofobi; İngilizcede ‘No Mobile Phone’ olarak tanımlanan, Türkçede ise ‘ telefonsuz kalma korkusu’ olarak tanımlanan kaygı ve bir çeşit bağımlılık türüdür.

Özellikle genç kuşakta 15-24 yaşları arasındaki gençlerde sanal bağımlılık olarak karşımıza çıkmaktadır.

Teknoloji günlük yaşantımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş bulunmakta. Bu şekilde yaygın kullanımının olması ne yazık ki kötüye kullanımının olmasını da beraberinde getirmektedir.

Teknolojinin hayatımızı kolaylaştırdığı göz ardı edilemez bir gerçek ancak günümüz gençlerinde teknolojinin amaca yönelik kullanımının azaldığını, teknolojinin gençlerin hayatının merkezinde olduğunu gözlemliyoruz.

Telefona bağımlı bireylerde gözlemlediğimiz en temel davranışlar arasında telefon kullanım -internet ve sosyal medyada aktif olma- sürelerinin gün geçtikçe artması, ellerinden bırakamamaları ,bıraksalar dahi geri alma, aktif olma ihtiyacı.

Yoksunluk belirtileri ise gördüğümüz belirgin duygusal tepkiler arasında; internetin olmamasına tahammül edemez ve hemen sinirlenebilirler.

Telefonun kaybolması, bataryasının bitmesinden dolayı kapanma ihtimali, bulundukları yerde internetin çekmiyor oluşu sebebiyle aktif olamayacaklarından dolayı kaygı hissediyorlar ise burada nomofobi oluşmuş diyebiliriz.

Telefon, sosyal medya kullanımının araçtan çok amaç olarak, hayatının merkezinde olmasını sağlayan duygusal ihtiyaçlara bakmak gerekir. Öyle ki günümüz gençleri sosyal medya üzerinden hissettiği duyguları rahatlıkla paylaşmaktadırlar, sosyal medya platformlarından beğeniler ve yorumlar yapmak sosyalleşmelerini sağlarken, kendilerine keyif vermektedir. İnsan doğası gereği keyif aldığı şeyi yapmaya devam etmek ister bu sebeple nomofobi için bir tür bağımlılık demek doğru olur.

Nomofobinin gelişmesini engellemek için neler yapılabilir;

Öncelikle ailelerin bu konuda bilinçlenmesi gerekir. Telefon kullanım amacı, diğer davranışların öğrenildiği gibi ilk öğrenilen yer ailede’dir.

Anneler ve babalar, ne yazık ki çocuklar ile geçirilmesi gereken vakitlerini telefon kullanarak geçirerek veya çocukların geçirmesini sağlayarak, dolaylı yoldan telefon kullanımına teşvik etmektedirler. Telefon kullanım süreleri belirlemek ve bu süreleri aşmamak gerekmektedir.

Aile içinde sevgi, iletişimin açık ve duyguların konuşulabildiği bir dil oluşturmak, çocukların kendilerini ifade edebilecekleri, yargılanmadıkları ve güvende hissedecekleri bir ortam oluşmasını sağlamak öncelikli olmalıdır. Oluşturulan bu aile yapısı, gençlerin sosyal medyada ilgiyi aramasını engelleyici olacaktır.

 

 

Anahtar Kelimeler

İzmir Psikolog, Çocuk Ergen ve Aile Danışmanı Ceren Yağcıköseoğlu